Haber

Kamuda tasarruf: Rakamsız paket beklentileri karşılamadı

Türkiye’de “mali disiplin” söylemiyle ücretliler ve emeklilerin kemer sıkmasına yönelik politikalar hız kazanırken bu süreçte kamu harcamalarının neden kısılmadığına dair eleştiriler hükümeti kamuda bir tasarruf paketi açıklamaya itti.

Amaç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Eylül 2021’den son genel seçimlere dek sürdürdüğü, enflasyonla mücadele yerine büyümeyi önceleyen Yeni Ekonomi Modeli’nin yarattığı tahribatı düzeltmek; enflasyonu kontrol altına almak ve bütçedeki yükü hafifletmek.

Tasarruf miktarı net değil

Geçen hafta duyurulan ve kamuoyunda beklenti uyandıran “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi” adı verilen paket, bugün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

Ancak açıklanan önlemlerin ne kadarlık bir tasarruf sağlayacağı sorusunun yanıtı pakette yer almadı. Cumhurbaşkanı’nın bu toplantıya atıfla yaptığı sunumda bahsettiği tasarruf tutarı 100 milyar liraydı.

DW Türkçe’ye konuşan iktisatçılara göre açıklanan paketin hiçbir rakamsal veri içermemesi dikkat çekici. Diğer yandan pakette yer almayan çok sayıda unsur da bulunuyor. Bu nedenle paket, ciddi önlemlerden oluşan bir planlamadan ziyade bir niyet beyanından öteye geçmiyor. Yapılacak tasarrufla bütçe açığında ne kadarlık bir azalma sağlanacağı da net değil.

Bütçe açığı 2,7 trilyon lira

Türkiye’nin 2024 yılı bütçesinde 2 trilyon 652 milyar TL’lik rekor bir açık yer alıyor. Tasarruf paketinin değerinin 100 milyar lira olması durumunda da açıklanan paket devede kulak kalıyor.

Üç ana başlık içeren pakette taşıtlardan kamu binalarına, yatırım projelerinden diğer harcama türlerine farklı tedbirler açıklandı. Paket kapsamında 3 yıl boyunca emekli olanlar hariç kamuya yeni personel alımı yapılmayacak, kamuda 3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmayacak. Kamu yatırımlarında zorunlu hâller dışında yeni proje kabul edilmemesini içeren paket, temsil ve tanıtma ödeneklerinde de bu yıldan itibaren yüzde 25 kesinti yapılmasını öngörüyor.

Tedbirler için kararname gerekiyor

Tasarruf paketinde yer alan tedbirlerin bir kısmı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gerektirirken, bir kısmı Meclis kararı veya Meclis’te kanunlaşması gereken detaylar içeriyor.

Paketin açıklandığı toplantıda “hazırlıkları son aşamaya gelen” genelge taslağının bu hafta içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulacağı duyuruldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamu ihale reformu, kayıt dışılıkla mücadele gibi birçok alanda çalışmaların devam ettiğini belirtirken tasarruf paketine eklenmeyen bu unsurların ne zaman hayata geçirileceği konusunda net bir tarih vermedi.

Hükümetin tasarruf tedbirleri yeterli mi?

To view this video please enable JavaScript, and consider upgrading to a web browser that supports HTML5 video

Sinan Alçın: Tepkiyi azaltmaya dönük

Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, açıklanan tasarruf önlemlerinin özellikle yerel seçim sürecinde kamuoyunun gündemine çok fazla yansıyan dejenere olmuş bazı yönlerin toparlanmasına dönük unsurlar içerdiğini vurguluyor.

“Nedir bunlar? Mesela kamuda abartılı lüks otomobillerin makam aracı veyahut da koruma ordusu olarak kullanılması gibi. Birkaç başlık seçilmiş. Bu biraz daha kamuoyunun tepkisini azaltmaya dönük bir önlem olarak görünüyor” diyen Alçın, paketin öncelikle tamamlanmış bir çalışma olmadığına dikkat çekiyor.

Önlemlere ilişkin düzenlemelerin Cumhurbaşkanı kararı ya da Meclis’ten çıkartılacak yasalarla sağlanması gerektiğini söyleyen Alçın, paketin harcama kısmında da daha çok cari harcamalar üzerinde durulduğunu aktarıyor.


Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan AlçınFotoğraf: privat

“İhaleler denetim dışında ilerliyor”

Yatırım harcamalarında istisna olarak gösterilen kısımların yani yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve deprem harcamalarının zaten son süreçte kamu ihaleleri içerisinde ağırlıklı kısmı oluşturduğunu ve buna ilişkin bir kesinti sinyalinin olmadığını belirten Alçın, “Öte yandan deprem yeniden yapılanmaları yani kamu harcamalarında inşaat harcamaları bütçe dışına çıkartılmıştı. Geçen yıl deprem sonrası. Dolayısıyla denetim dışında ilerliyor buradaki ihaleler. Buna ilişkin bir düzenleme de gelmiş değil” diye konuşuyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in sunumunun sonunda Kamu İhale Kanunu’nda düzenleme, kayıt dışı ile mücadele ve vergide adalet konusundaki adımları daha sonra çalışacaklarını söylediğini vurgulayan Alçın’a göre tüm bunlar aslında bir pakette ihtiyaç duyulan şeyler. Alçın, bunlara Sayıştay raporlarının bütçe kesin hesap görüşmelerinde dikkate alınmamasının da eklenebileceğini söylüyor.

“Günlük hayatı zorlaştıran tedbirler”

Açıklanan paketin, harcama kalemlerinde ne kadar bir kesinti ortaya çıkabileceği ve bütçe açığında ne kadarlık bir gerileme sağlanacağına ilişkin bir tablo ya da bir analiz sunmadığını ifade eden Alçın, pakette projeler kısmının da bulunmadığını, Hazine garantisi olan projelerin gözden geçirilmesi konusunun yer almadığını vurguluyor.

“Fakat net olan şeyler neler diye baktığımızda özellikle kamuda çalışan personelin sosyal hakları açısından lojman veyahut da sosyal tesislerin özelleştirilmesine devam edileceğini anlıyoruz. Öte yandan kamuda personel servislerinin ağırlıklı olarak kaldırılacağını anlıyoruz” diyen Alçın, ekliyor: “Bunların da aslında kamunun kendi içerisinde harcamalardan daha ziyade kamu personelinin biraz daha gündelik yaşamını zorlaştıracak önlemler olduğunu söyleyebiliriz.”

Özgür Müftüoğlu: Muhalif belediyeler sıkıntı yaşayabilir

Çalışma ekonomisi uzmanı Dr. Özgür Müftüoğlu da ekonominin ve kamu bütçesinin son derece kötü olduğu, enflasyonun çok yüksek ve toplumsal sorunların en üst seviyede olduğu mevcut durumda açıklanan paketi göstermelik olarak değerlendiriyor.


Çalışma ekonomisi uzmanı Dr. Özgür MüftüoğluFotoğraf: Privat

“Paket fiili olarak şu andaki soruna merhem olacak bir şey değil” diyen Müftüoğlu, açıklanan tedbirlerin de ucu açık ve soyut tedbirler olduğunu belirtiyor.

Tasarruf tedbiri olarak 3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmamasının öngörüldüğüne dikkat çeken Müftüoğlu, hali hazırda sözleşmesi olanların ise devam edeceğine işaret ediyor. Müftüoğlu’na göre bütçe dışı kaynaklardan taşıt kullanımının izne tabi tutulması da sorunlu:

“İzni kim verecek? Yani izin verildiği zaman sorun olmayacak. Burada yerel yönetimler kısmında daha çok sıkıntı çıkabilir. Çünkü oraya izinler verilmeyebilir. İktidar belediyeleri olmayan yerler, muhalefetin belediyesi olan yerler bütçeleri daha da sıkıştırabilecek bir durum.”

CHP Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yücel de bugün düzenlediği toplantıda açıklanan tasarruf paketine tepki gösterdi. Yücel, “Bu pakette asıl hedef yerel seçimlerde birinci parti olan CHP’yi zayıflatmak ve CHP’li belediyeleri iş yapamaz hale getirmektir. Mesela geçilmeyen köprülere, tedavi olunamayan hastanelere, yolcu inmeyen havaalanlarına garanti ücretleri ödenmeye devam edecek mi?” dedi.

“Kamu emekçilerinin üzerine yıkmışlar”

Özgür Müftüoğlu da pakette Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin harcamalarına ilişkin herhangi bir tasarruf yer almadığını, diğer yandan Diyanet’ten valiliklere kamu idaresinde yaşanan lüksün görmezden gelindiğini vurguluyor.

Türkiye’nin en büyük harcama kalemlerinden biri olan silahlanma harcamalarının da tedbirlerden istisna tutulduğunu dile getiren Müftüoğlu, yine sermayeye verilen vergi ve teşviklerle, kamu özel ortaklıklarından pakette bahsedilmediğine işaret ediyor.

Müftüoğlu, pakette daha çok istihdam üzerine yoğunlaşıldığı hatta pakette yer alan tek somut tedbirin bu alanda olduğu görüşünde.

“Bence en can alıcı noktası orası. Çünkü işi yine burada emekçinin sırtına yıkmışlar. Var olan lojmanların çoğunu özelleştirerek ortadan kaldıracaklar. Ve servis meselesi var. Kamudaki emekçiler için önemli. Çünkü özellikle büyük kentlerde ulaşım çok ciddi bir problem” diyen Müftüoğlu’na göre, böylece sendikalarla yapılan ve Kurum İdari Kurullarında elde edilen bir hak da aslında memurların elinden alınmış olacak.

Pakette ekonomiyi bir ölçüde rahatlatacak ya da rahatlatma umudunu verecek bir kararlılık olmadığını buna ilişkin hiçbir düzenlemenin yer almadığını ifade eden Müftüoğlu, bu nedenle toplumda “biz kemer sıkıyoruz, kamu da gereğini yapıyor” algısının oluşmayacağını düşünüyor. Müftüoğlu’na göre açıklanan tedbirler, tam tersine daha önce olduğu gibi sadece görüntüyü kurtarmak ve emekçilerin zaten üzerindeki yükü daha da artırmaya yönelik bir hamle.

“Denetim mekanizması yok”

Kamuda şimdiye kadar yürüyen işlerin ne kadarının gerçekten mevzuata uygun olup olmadığının da bilinmediğini vurgulayan Müftüoğlu, ekliyor:

“Bir tek adam rejiminde olduğumuz için, yukarıdan bir komut geldiği zaman zaten aşağısı bunu uyguluyor. Yasa, hukuk, Sayıştay denetimi ya da diğer kamu denetim mekanizmalarının işlemesi söz konusu değil. Dolayısıyla açıklanan tasarrufların ne kadar hayata geçirilebilir olduğu da hep bir soru işareti olarak kalacak, inandırıcı olmayacak.”

DW Türkçe’ye engelsiz nasıl erişebilirim?

haber-konyaalti.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu